BEN - Başak AVCI

Başak AVCI


“Ben” diyerek başlayayım yazıya. Yanlış anlamayın dikkatinizi celbetmek istedim sadece. Bu kelimeye öyle çok odaklanmış olarak yaşıyoruz ki hemen gözümüze çarpıyor. Bu benlik algısı gözümüzü kör etmiş adeta. Ruhumuza sinmiş ‘ben’cilliğin isi dumanı. İçten içe bizi yakar olmuş duymamışız. 


Kendimiz için yaşar olmuşuz, üç maymunu oynamışız. En kötüsü de “kötülük de etmem iyilik de!” düşüncesinin saflığına inanmışız. İyilik nedir bilmemişiz, olup bitenlerin farkında değiliz. Neden mi ? Aynaya bakmaktan. Sonra da aynadakiyle başka aynalara yansıyanları karşılaştırmaktan. Bazen kendimizle bile yarışmaktan. Aşık atmak bize özgü, insana... Başka hangi canlı bu kötülüğü yapar ki kendine ? 




Ego üzerine birçok kuram var şüphesiz. Ancak hepimizin bildiği (!), önemli bir nörolog ve psikolog olan Sigmund Freud, kuramında EGO’nun bir arabulucu görevi gördüğünden söz eder. İsteklerimizi ve olması gerekenleri dengeleyen bir terazi gibi. Oysa günümüzde yönlendirilemeyen ve hatta insanı dengesizliğe sürükleyen bir silah gibi ego. Sorumlusu biz... Kullanmayı bilmiyoruz onu. O bizi kullanıyor. Kendimizi olması gerekenden çok seviyoruz, önceliğimiz olan isteklerimiz hayatımızı yönlendiriyor. Aklımıza gelen ilk şey rahatımız oluyor. Öz saygımızı ‘bencil duruşumuzla’ gösterdiğimizi ve hatta bu sebeple bize saygı duyulacağını zannediyoruz ama nafile adımlarla ‘insan’ kaybediyoruz. Ve buna üzülmüyoruz bile... Küçük görüyoruz, beğenmiyoruz, aşağılıyoruz. Bu da merhametsizliğe sürüklüyor. İnsan olmanın erdeminden uzaklaştırıyor. Duyarsızlaşıyoruz...




Takılıp kalmışız mevkilere. Benden sonra olsun ya da benden önce... Neyimiz eksilecek ki? Var mı bir önemi? Hayat memat meselesi mi? Bunların hepsi egomuzun yönlendirmeleri değil mi? Bizi hunharca harekete geçiren, hep öncelik bekleyen, bir anne sıcaklığında görünen ama zamanı gelince yaşadıklarımızda yüzüstü bırakıp çekip giden, bencil benlik algımız, ego... Aldanmayalım masum oyunlarına. Bizi bizden etmeye, varoluşumuzun özündeki o merhamet, hoşgörü, yardımseverlik ve en önemlisi tevazu erdemlerinden bizi derhal uzaklaştırmaya ant içmiş bu faydasız EGO’muzdan kurtulmalıyız.  Bu biz olamayız...



Karikatür

TBMM